Ateist diyor ki:
Sual: Kur’anın bazı âyetleri niye çelişkilidir?
CEVAP ; Bir karıncayı yaratmaktan aciz birinin, kâinatı bir nizam içinde yaratan ve devam ettiren Yaratıcıya böyle söylemesi ne kadar ahmaklıktır. Bu koca kâinatı görüyorlar da, bunun bir yaratıcısının bulunduÄŸunu kabul etmiyorlar. Devamı »
Ateist diyor ki:
Sual: “Kur’an çeliÅŸkilerle doludur, Allah kelamı olsa, bir yerde ben, bir yerde biz, bir yerde o diye söylemez. Mesela Fatiha’da alemlerin rabbi diye üçüncü ÅŸahıs olarak söylüyor.â€
CEVAP ; Bu ateistin ifadeleri, din düşmanlığının yanında, kendi cahilliğini sergilemektedir. Fatiha bir duadır. Müminlerin nasıl dua etmesi gerektiği bildirilmektedir. Meali şöyledir:
Âlemlerin rabbi, ceza gününün tek sahibi, rahman ve rahim olan Allah’a hamd olsun. Ey rabbimiz, sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi nimet verdiğin kimselerin doğru yoluna ilet, gazaba uğrayanlarla sapıtanların yolundan uzak tut.
Kur’anda ben, biz, o gibi ifadelerin kullanılışı hakkında İsmail Hakkı Bursevi hazretleri buyuruyor ki:
Sultanların dört türlü konuşma tarzı vardır:
1- Ben yaptım der.
2- Biz yaptık der.
3- Kendinden bahsetmeden (Åžunlar emredildi) der.
4- Yalnız unvanı ile (Sultanınız size ÅŸunu emretti, ÅŸunlar size yasak kılındı) der. Üçüncü ÅŸahıs olarak, o diye de bildirir. Devamı »
Ateistler, kendi aralarında âyetlerde çelişki aramışlar. Bazı âyetlerin çelişkili olduğunu iddia ediyorlar. Ateist postuna bürünen misyoner diyor ki:
Sual: İnsanın yaratılışı, Kur’anda çamurdan, topraktan, sudan falan denilerek on çeşit farklı ifade vardır. Bunlar çelişki değil mi? İşte âyetler:
1- Döllenmiş Yumurta
O, insanı alekadan yarattı. (Alak 2) [Aleka’yı, embriyo, döllenmiş yumurta veya kan pıhtısı olarak tercüme edenler oluyor.]
2- Nutfeden
O insan, [rahme] akıtılan meninin içinden bir nutfe [sperm] değil miydi? (Kıyamet 37)
Rahimlere atılan meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa biz mi? (Vakıa 58-59)
O, insanı bir damla nutfeden [spermden] yarattı. (Nahl 4)
Biz insanı katışık bir nutfeden [sperm ile ovumun birleÅŸmesinden] yarattık. (İnsan 2) Devamı »
Sual: Ateist kılıklı, misyoner şu iki âyetin birbiri ile çelişkili olduğunu bildiriyor:
Müşriklerin taptıklarına [putlara] sövmeyin ki; sonra onlar da haddi aÅŸarak Allah’a söverler. (Enam 108)
Ey iman edenler, müşrikler pis olduğu için onlar mescidi harama [Kabe’ye] yaklaşmasınlar. (Tevbe 28)
CEVAP ; Ateist, müşriklere pis demekle onlara sövülmüyor mu, hakaret edilmiyor mu diyor. Müşrik, kâfir demektir. Onlara çeÅŸitli âyetlerde hepiniz Cehennemliksiniz deniyor. Müşriklerin halleri, kâfirlikleri ve itikat olarak pis oldukları bildiriliyor. Birinci âyette putlarına sövmeyin deniliyor, hakaret etmeyin denilmiyor ki. Yani müşriklerin putlarına sövmek baÅŸka ÅŸey, müşriklerin hâlini tarif etmek, akıbetlerini bildirmek baÅŸka ÅŸey. Hâlleri, müşriklik yani kâfirlik ve pisliktir. Akıbetleri yani gidecekleri yer Cehennemdir. Devamı »
Ateist diyor ki:
Sual: “Cinler kulluk için mi yaratıldı yoksa Cehennem için mi? İşte çelişkili âyetler:
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etmeleri, ibadet etmeleri için yarattım. (Zariyat 56)
Biz cin ve insanların çoğunu Cehennem için yarattık. Onların kalbleri var, anlamazlar; gözleri var, görmezler; kulakları var, işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da aşağıdır. İşte asıl gafil onlardır. (Araf 179)
CEVAP ; Sadece cinler mi, insanlar da aynı ifade de geçiyor. Cinleri de, insanları da kulluk etmeleri yani ibadet etmeleri için yarattığı bildiriliyor. İkinci âyette ise, Allahü teâlâ, ezeli ve ebedi ilmi ile biliyor ki, cinlerin ve insanların çoÄŸu iman etmeyecekler, Cehenneme gidecekler. Burada cin ve insanların kâfirleri, yani bütün dinsizler ateistler bildiriliyor. Kalbleri olduÄŸu halde anlayamazlar, gözleri olduÄŸu halde, göremezler. Neyi göremezler, ay, yıldız, güneÅŸ gezegenler var. Bunlar boÅŸa mı yaratıldı. Bunları kim yarattı? İnsanı yoktan kim yarattı? Öküzün trene baktığı gibi aya güneÅŸe bakar da ibret almazlar deniyor. Gerçekleri iÅŸitmezler, okunan ezanları iÅŸitmezler. Hayvan gibidirler, hatta daha da aÅŸağıdırlar deniyor. Ha öküz trene bakmış, ha ateist güneÅŸe bakmış, arasında ne fark var. GüneÅŸ, ÅŸimdiki yerinden çok uzakta olsa idi, soÄŸuktan her yer donardı. Åžimdikinden çok yakın olsa idi bu sefer de her yer yanardı. Hayat olmazdı. Bunları tam yerine kimin koyduÄŸunu düşünmeyenin hayvandan farkı ne ki. Devamı »
Ateist diyor ki:
Sual: Bir âyette her şeyin Allah’a itaat ettiği bildirilirken, diğer âyetlerde İblis’in itaat etmediği bildiriliyor. Bu bir çelişkidir. İşte âyetler:
Göklerde ve yerde olanlar hep Onundur. Hepsi Ona boyun eğmiştir. (Rum 26)
Önce sizi [ruhlarınızı] yarattık, sonra size ÅŸekil verdik [cisimlerinizi yarattık], sonra da meleklere, Âdem’e secde edin diye emrettik. İblis’in dışındakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. (Araf 11)
CEVAP ; İtaat etmeyen milyonlarca insan var iken, (Hepsi ona boyun eÄŸmiÅŸtir) denir mi? Demek buradaki boyun eÄŸmek insanlarla ilgili deÄŸildir. Ay, güneÅŸ, yıldızlar, gezegenler boyun eÄŸerek belli yörüngelerde hareket etmektedir. Tabiat kanunu denilen olaylarda mevcut olan her ÅŸey, Rabbimize boyun eÄŸmektedir. Burada boyun eÄŸenlerin insan olduÄŸu bildirilmiyor. Nasıl bildirilir ki, sayısız insan dinsizdir. Devamı »
Sual: Kur’anda Cennet ve Cennetler diye geçiyor. Bu ise bir çelişkidir. İşte âyetler:
Erkek veya kadın, iman edip yararlı işler işlerse, işte onlar Cennete girer. (Nisa 124)
Rablerine karşı gelmekten sakınanlar ise, bölük bölük Cennete götürülür. (Zümer 73)
Allah’a ve Peygamberlerine inananlar için hazırlanmış olup geniÅŸliÄŸi gökle yerin geniÅŸliÄŸi kadar olan Cennete girmek için yarışın. (Hadid 21)
Aşağıdakiler de çoğuldur:
Allah’a ve Peygamberine itaat edeni içlerinden ırmaklar akan Cennetlere koyacaktır, orada temelli kalırlar, büyük kurtuluş budur. (Nisa 13)
Rableri onlara, tarafından bir rahmet ve hoşnutluk ile, kendileri için, içinde tükenmez nimetler bulunan Cennetleri müjdeler. (Tevbe 21)
İman edip de güzel davranışlarda bulunanlar için, Allah’ın vaadi gereÄŸince, devamlı kalacakları ve nimetleri bol Cennetler vardır. [Lokman 8]
CEVAP ; Cümlenin geliÅŸine ve salih amel iÅŸleyenlerin durumuna göre, tekil veya çoÄŸul kullanılmıştır. Türkçe’de de böyle ifadeler vardır. Mesela, (OÄŸlum üniversiteyi kazandı) denir. Halbuki bir çok üniversite, yüksek okul vardır. Burada vurgulanan onun üniversiteyi kazanmasıdır. Önemli olan artık onun üniversiteli olması. Aldığı puana göre, gidebileceÄŸi üniversiteyi araÅŸtırması, seçmesi, kayıt yaptırması bundan sonra gelir. Yani üniversiteyi kazandı diye gel istediÄŸine kayıt yaptır denmiyor, puanına göre ÅŸunlara gidebilirsin deniyor. Devamı »
Ateist diyor ki:
Sual: Allah’ın kanunları değişmez diye bir çok âyet var. Çelişkili olarak, biz hükümleri değiştiririz diye de âyetler var. Madem daha iyisini getirecektir, neden onu baştan getirmemiştir? Ya da benzerini getirmeye neden gerek görmüştür? İşte âyetler:
Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. (Ahzab 62, Fetih 23, Fatır 43)
Benim katımda söz değişmez ve ben kullara asla zulmedici değilim. (Kaf 29)
Kanunlarının değişeceğini bildirdiği âyetler de şunlar:
Herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. (Bekara 106)
Allah, dilediğini siler, dilediğini değiştirmez. Ana kitap Ondadır. (Ra’d 39)
CEVAP ; Ateist, ÅŸapla ÅŸekeri karıştırıyor. Kur’an-ı kerimde Allah’ın kanunu diye sünnetullah tabiri geçer. Bir hükmün yürürlüğe konulması veya yürürlükten kaldırılması ayrı, Allah’ın kanunu ayrıdır. Allah’ın kanunu tabiri, ÅŸimdi tabiat kanunu denen ÅŸeylerdir. Yer çekimi, dünyanın ve gezegenlerin dönüşü gibi kanunlardır, bir de imanla ilgili hususlardır. Allahü teâlâ Hazret-i Âdem’den beri gelen bütün Peygamberlere aynı imanı bildirmiÅŸtir. Her Peygamber müslüman idi. Hiç deÄŸiÅŸiklik yoktur. İslamiyet’ten önceki dinlerin kötü insanlar tarafından bozulması ayrı ÅŸeydir. Bunun üzerine Allahü teâlâ en son ve kıyamete kadar baki olmak üzere, önceki iman esaslarına da imanı içinde bulunduran İslamiyet’i göndermiÅŸ ve sadece buna imanı emretmiÅŸtir. Ama amele ait hususlarda deÄŸiÅŸiklik olmuÅŸtur. Mesela iç yağı Yahudilere haram idi, Müslümanlara helal kılındı. İçki daha önce serbest idi, Müslümanlara haram kılındı. Bunlar amele ait hükümlerdir. (Biz bir âyetin hükmünü kaldırırsak) âyeti amele ait hükümler için geçerlidir. Bunlar deÄŸiÅŸmeyen kanunlar deÄŸildir. (Benim katımda söz deÄŸiÅŸmez) âyetinde bildirilen, Allah’ın sözünden dönmemesi, bir sefer razı olduÄŸundan rızasını geri almaması, Cennete ve Cehenneme gideceklerin vasfı gibi deÄŸiÅŸmez ÅŸeylerdir. Kâfirler her devirde Cehennemlik idi, iman edenler her devirde Cennetlik idi. DeÄŸiÅŸmeyen bunlardır. Devamı »
Ateist diyor ki:
Sual: AÅŸağıdaki ilk âyette Hıristiyanların İsa’yı Rab olarak kabul ettikleri açıkça belirtilmektedir. İkinci âyet ise tapılanların da Cehennemde ebedi olarak kalacakları ifade olunur. Bu anlatımla Kur’an, tapılan konumunda olmasından dolayı, Siz ve Allah’ın dışında taptığınız ÅŸeyler Cehennem yakıtısınız diyerek, İsa’yı da farkında olmadan Cehenneme koymuyor mu?
Onlar Allah’ı bırakıp hahamlarını, papazlarını ve Meryem oÄŸlu Mesih’i rableri olarak kabul ettiler. Oysa tek Tanrı’dan baÅŸkasına kulluk etmemekle emrolunmuÅŸlardı. Ondan baÅŸka tanrı yoktur. Allah, koÅŸtukları eÅŸlerden münezzehtir. (Tevbe 31)
Siz ve taptıklarınız, Cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz. Eğer onlar ilâh olsalardı, oraya girmezlerdi. Hepsi [tapanlar da, tapılanlar da] orada temelli kalacaktır. (Enbiya 98,99)
CEVAP ; Bu, Arapça’yı iyi bilmemekten kaynaklanan bir sorudur. Arapça’da hayvan ve cansızlara hitap ÅŸekli farklıdır. Âyet-i kerimede “ve ma ta’büdüne” deniyor. “ma” edatı Arapça’da akılsızlar için kullanılır, yani; taptığınız putlar demektir. Burada “ve men ta’büdüne” denmiyor, öyle denseydi, böyle bir sual sorulabilirdi. Burada akıllılar için kullanılan “men” edatı kullanılmadığı için, Hıristiyanların taptıkları İsa aleyhisselam yahut bazı Yahudilerin taptıkları Üzeyir aleyhisselam veya melekler anlaşılamaz.(İmam-ı Kurtubi) Devamı »
Ateist diyor ki:
Sual: İlk iki âyette canları ölüm meleğinin aldığı bildirilirken, üçüncü âyette, Allah’ın aldığı yazılıdır. Bu çelişki değil mi?
Size vekil kılınan [görevlendirilen] ölüm meleği canınızı alacaktır. (Secde 11)
Melekler onların yüzlerine ve arkalarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak? (Muhammed 27)
Allah, öleceklerin ölümleri gelince, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında canlarını alır. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Elbette düşünenler için bunda alınacak ibretler vardır. (Zümer 42)
Â
CEVAP ; Vekilin asıl gibi olduÄŸunu, ateist de iyi bilir. Burada hiçbir çeliÅŸkinin olmadığını bilmesine raÄŸmen, sırf çamur atayım iz bırakır felsefesi ile bunu yapıyor. Bir mahkeme veya bir kral, bir mahkuma ölüm cezası verse, cezayı bizzat kral infaz etmez, cellat bu iÅŸi yapar. Ya ipini çeker veya boynunu uçurur. Her ne kadar öldüren cellat ise de, emri veren bunun sorumlusudur. Esas öldüren mahkeme veya kraldır. Devamı »